| İzmir İsminin Kökeni |
Osmanlı yılları boyunca ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında dahi Rumca biçimiyle, yani “Zmirni” olarak telaffuz edilen ve modern Türkçe’ye “İzmir” şekliyle geçen ismin kökeni oldukça tartışmalıdır. Gerçi MÖ 10-8.yy’lar arası bir dönemde kullanıldığı bilinen “Smyrna” (ve Zmyrna, Smyrne gibi çeşitlemeleri) ile, modern “İzmir” biçimi arasında geçen yaklaşık 3000 yıllık süreçte herhangi bir kopukluk görülmez. Yani ismin bin yıllar boyunca geçirdiği evrim izlenebilmektedir. Fakat bu ilk “Smyrna” isminin nasıl ortaya çıktığı, kim tarafından ne zaman verildiği, hangi dil veya kültür grubuna ait olduğu, ve kelimenin kendisinin ne anlama geldiği henüz çözülememiş bir problemdir. Antik çağlardan kalan yazılı metinler, bu soruyu cevaplamaktan çok, araştırmacının kafasını karıştıran hikayeler barındırır. Ucu Atlantis’ten, savaşçı kadın Amazonlara, yarı-efsane Homeros’a ve çeşitli ulusal kahramanlara kadar uzanan efsaneler-mitler ve bunlarla iç içe geçmiş senaryolara, arkeolojik kazıların farklı şekillerde yorumlanabilecek sonuçları da eklenmelidir. Her tür argümana kanıt olarak kullanılabilecek esnekliğe sahip etimolojik veriler ve kıyıda köşede kalmış epigrafik belgeler de dahil edildiğinde ortaya çıkan manzara pek berrak olmayacaktır. Tarihsel Kayıtlar
MÖ 1200’lerde yaşanan ve genel olarak bütün Doğu Akdeniz, özel olarak Ege’yi etkileyen ve medeniyeti duraksatan göç hareketleri, MÖ 1200-MÖ 800 arası yılların Karanlık Çağlar olarak ifade edilmesine neden olur. Büyük yerleşimlerin yıkılıp, nüfusun büyük ölçüde azaldığı; insanların köysel küçük birimlerde yaşadığı; ticaretin ve ekonomik-endüstriyel faaliyetlerin büyük ölçüde sekteye uğradığı bu yıllar, Ege’nin durumu Karanlığın Karanlığı’dır. Bu karanlık çağlar, geçen 400 yıllık süre içinde büyüyen kentler, yeniden girişilen ticaret ve nihayet yeniden doğan yazılı kültür ile aydınlanmaya başlayacaktır. Smyrna isminin kayıt altına alındığı en erken veriler de, Ege dünyasının “yazı” ile (tekrar) tanıştığı bu yüzyıllara aittir.
MÖ 688 yılında yapılan 23. Olimpiyat Oyunları’na, ilk defa boks müsabakaları da dahil edilir. Olimpiyat şampiyonlarını, katıldığı dalları ve temsil ettikleri kentleri yazan olimpik listelerde, tarihin bilinen ilk boks şampiyonunun Smyrna Kenti’nden gelen ve Smyrna’yı temsil eden Onomastos adlı bir boksör olduğu da kayda geçirilmiştir.(1) Yine MÖ 7.yy’da yaşamış Smyrnalı ozan Mimnermos’un bir şiirinden kalan parçalar da Smyrna’yı ve halkının geçmişini konu eder: “ Neleus’un sarp kenti Pylos’tan ayrıldıktan sonra, gemiyle güzel Asia’ya geldik ve kazandığımız zaferle Kolophon’a yerleştik. Buradan Asteis Irmağı’nı aşarak, tanrıların arzusuyla, Aiolislerin Smyrna’sını ele geçirdik.”(2) Şimdilik, en azından 8.yy’ın sonundan itibaren Smyrna sözcüğünün kullanıldığı kanıtlanabilmektedir. Fakat sözcüğün geçmişinin bu tarihten ne kadar önceye gittiği üzerine net veriler yoktur ve yazının bilinmediği çağlardan, kaydı tutulmuş bilgiler gelmesi ihtimali de yoktur. Fakat en azından arkeolojik çalışmalar belli bir fikir verebilir ve teoriler üretmek için zemin hazırlar. Bayraklı Höyüğü’nde yapılan kazılar, MÖ 1050 yıllarından itibaren buraya yerleşmiş yeni bir kültürel topluluğu göstermektedir. Ege’nin batı yakasından gelen yoksul göçmenlerin yerleştiği ve henüz bir köy niteliği taşıyan bu yerleşim, yüzyıllar içinde zengin Smyrna kentine dönüşecektir. Yapılan çalışmalar ise, bu yüzyıllar boyunca kentteki kültürel devamlılığı ortaya koyar. Antik çağlarda, (en azından Büyük İskender öncesi dönemlerde) kent isimleri bir günden bir güne değişmez. Söyleniş biçimleri ve telaffuzları dönüşebilir; yabancı isimler yerlileşebilir; fakat ‘var olan’ bir kentin yeniden isimlendirilmesi, istisnalar dışında sık karşılaşılan bir durum değildir. Bu noktada, ‘tamamen varsayımsal olarak’ Smyrna isminin 1050 yıllarından itibaren burada yaşayan Hellenler tarafından bilindiği ve kullanıldığı, yazının kullanıma girdiği 8.yy’dan sonra da kayıt altına alındığı düşünülebilir. Tunç Çağları
MÖ 2000-MÖ 1500 yılları arasında, yani Orta-Geç Tunç Çağları dönümünde, uygarlaşma hareketleri Mezopotamya-Mısır coğrafyasından Batı’ya doğru hızlı bir şekilde yayılır. Bir taraftan Anadolu’nun ortasına kadar uzanan Assur ticaret kervanları Anadolu’yu “yazı” ile tanıştırırken; diğer taraftan Girit ve Ege denizine ulaşan Mısır ve Doğu Akdeniz filoları, uygarlığı (yani yazıyı, sanatı, mimariyi, yönetim bilimini ve ticareti) Ege kıyılarına taşımaktadır. Mezopotamya’dan gelen bu rüzgarın Anadolu’daki sonucu, Anadolu Yarımadası’nda kurulan ilk merkezi krallık, yani Hititler olacaktır. Mısır’dan gelen rüzgar ise, Ege’de (Girit’te) Minos Krallığı’nın doğmasını sağlayacaktır.
Batı Anadolu sahil şeridine yayılmış kentlerin neredeyse tamamına yakınının kurulduğu (parladığı?) yıllar da, Ege’de Minos, Anadolu’da Hitit Krallığı’nın oluştuğu yıllar ile paraleldir. 150 yılı aşkın süredir yapılan arkeolojik çalışmalar ve araştırmalar, Batı Anadolu sahillerindeki yerleşimlerin MÖ 1500’lerde, Minos ve Hitit etkisi ve baskısı ile doğduğunu göstermektedir. Yine arkeolojik araştırmalar, bu kentlerin ve krallıkların tamamına yakınının MÖ 1200’lerde yaşanan göç hareketleri ile yıkıldığını, nüfusun büyük ölçüde azaldığını ve büyük kentlerin köysel yerleşimlere döndüğünü de göstermektedir. MÖ 1500-MÖ 1200 yılları arasında yaşanan çarpıcı olaylar ise, sonraki yüzyılların efsanelerinde ve halk hikayelerinde yaşamaya devam eder. Smyrna EfsaneleriSmyrna’nın geçmişi ve kuruluşu üzerine ip ucu toplamanın mümkün gözüktüğü efsaneler ise üç başlıkta toplanabilir:
Ana hikayeler birbirinden farklı yüzyıllarda, dönemin önde gelen şairleri ve tarihçileri tarafından anlatılmış ve tartışılmıştır. Doğal olarak üç ana konudan türemiş çok sayıda çeşitleme bulunur. Bugüne ulaşmış bu hikayeler Smyrna’nın Tunç Çağları’ndaki kökenini aydınlatma potansiyeli taşımakla birlikte, -mitolojilerin doğası gereği- araştırmacıyı yanıltma potansiyeli de taşır. Hikayelerin hemen hepsinde, daha doğrusu Smyrna’nın ne anlama geldiğini açıklayan hikayelerin hepsinde “Smyrna”nın bir kadın olduğu ve kente adını verdiği vurgusu ise ortaktır. Kimi durumlarda Smyrna, Hellen bir kökenden gelir ve kenti kuran ve kral olan Theseus’un eşidir; Amazon öykülerinin hepsinde bir Amazon prensesi olarak anılır; ve yukarıdaki ana konular içine alınmamış bir başka efsanede Doğulu bir kralın kızıdır. Yani Smyrna, dişi, soylu ve güçlü bir imge taşır. Tismurna ve SmyrnaSmyrna isminin, Hellen diline, Hellenlere komşu bir Anadolu kültüründen girdiği ve ismin kendisinin Anadolu’nun ana tanrıça kültüyle bağlantılı olduğu uzun süredir tartışılan bir konudur.(3)
Bir yerleşim yerinin adının ne olduğu üzerine yegane güvenilir bilgi yazılı metinlerdir ve en azından Smyrna için Tunç Çağları’ndan kalmış epigrafik bir belgenin olmayışı tartışmayı bu noktada tıkamaktadır. Gerçi 1946 yılında yayınlanmış, Kayseri-Kültepe’den gelen çiviyazılı bir tablet, konu üzerine kafa yoranların zihnini uzun süredir meşgul ediyordur. Tablet MÖ 18.yy’a, yani Assur ticaret kervanlarının Anadolu’ya yayıldığı bir döneme aittir. Üzerinde bakır açısından zengin Tismurna adında bir kentten söz edilir; fakat kentin nerede olduğuna dair her hangi bir ip ucu barındırmaz ve kent hakkında bilgi vermez. Konu üzerine çalışan Hitit dili uzmanı Sedat Alp, Tismurna’daki Ti’nin bir önek olduğunu ve bu yerleşimin Smyrna’yı gösterme ihtimali olduğunu söyler. (4) Bir başka Hitit dili uzmanı Emin Bilgiç ise Ti’yi bir önek olarak değerlendirmez ve kelimenin Ti-smurna şeklinde değil; Tismu-urna şeklinde bölünmesi gerektiğini öne sürer. (5) Ekrem Akurgal ise, Sedat Alp’in teorisinin doğru olması durumunda dahi soruna ihtiyatlı yaklaşır ve tabletlerdeki Tismurna ile İzmir’in Smyrna’sı arasında bağ kurmak için henüz yeterli kanıt olmadığını belirtir. (6) Bugünkü bilgiler ile, Smyrna adının yaklaşık 3000 yıllık geçmişi ve evrimi ortaya konabilmektedir. Fakat önceki bin yıllardaki kökeni üzerine nesnel ve bilimsel kanıtlar yetersizdir. Farklı teorilerin buluşabildiği yegane asgari müşterek ise Smyrna’nın soylu/dinsel ve dişil imajı olabilir. DİPNOTLAR
Paylaş
Arkadaşına Gönder
Yorumlar (0)
Yorum Yazın
- İlgili makale hakkında görüşlerinizi bildirmek için aşağıdaki formu kullanabilirsiniz.- Sizinle irtibata geçebilmemiz için lütfen geçerli bir email adresi giriniz. - Sitenin yapısı nedeniyle yapılan yorumlar onaylandıktan sonra yayına girecektir. |