Antik İzmir
Kenti'nin ilk yerleşiminin üzerinde yer
aldığı höyük, Eskiçağ'da küçük bir yarımadadır. Burası kuzeyden anakara ile bağlantılıdır.
Antik kentteki
ilk bilimsel çalışmalar Prof. Dr. John M. Cook ve Prof. Dr. Ekrem Akurgal
tarafından İngiliz-Türk üyelerden oluşan bir heyet ile 1948-1951 arasında
gerçekleştirilmiştir. Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal 1966 yılından itibaren
1993'e kadar kesintisiz olarak kazıları sürdürmüştür. Çalışmalar 1993'ten
itibaren Prof. Dr. Meral Akurgal başkanlığında yürütülmektedir.
Smyrna Kenti MÖ 3. bin ile 300 tarihleri arasında yerleşim
görmüştür. MÖ 11. yüzyılda bir Aiol kenti olarak kurulmuştur. Ekrem Akurgal’ın
Bayraklı Höyüğü üzerinde MÖ 11. - 4. Yüzyıl arasına tarihlediği kesintisiz on
yerleşme katının verdiği sonuçlar, Smyrna’nın özellikle MÖ 7. Yüzyıldan
başlamak üzere üç yüzyıl boyunca ticari ve siyasi faaliyetin toplandığı bir
merkez, bir Devlet Kent olduğunu ortaya çıkarmıştır. Smyrna, MÖ 650-546
tarihleri arasında Aiolis Bölgesi'nin en büyük yerleşmesidir.
MÖ 9. Yüzyılda
kenti kerpiç bir sur çevreler. Evler genelde tek odalıdır.
Batı Anadolu İon
Uygarlığının en yüksek düzeyi MÖ 650-546/545 tarihleri arasındadır. Eski İzmir
kenti, MÖ 630-580 tarihleri arasında başta
Kent duvarı, Athena Tapınağı, Anıtsal Çeşme binası, Toplantı Megaronu,
Çifte Megaron olmak üzere Doğu Hellen yapı sanatının bugün için en önemli
eserlerini vermiştir.
Hellen Dünyasında
en eski geometrik dokulu kent planı ilk kez MÖ 7. yüzyılın 2. yarısında
Smyrna'da uygulanmıştır.
MÖ 7. Yüzyılın
ortasından itibaren sağlam bir kent duvarı ile korunan Smyrna'da, bu dönemde
Athena Tapınağı'nın mimarlık elemanları ile tapınakta yer alan anıtsal
heykeller tüf taşından oluşturulmuştur. Mimarlık elemanları, özellikle sütun
başlıkları Aiol mimarlığının ilk ve en güzel örnekleri olup, İon başlığının
öncülüğünü yapan sanat yaratılarıdır.
MÖ 600'lerde
Smyrna, Lidya Kralı Alyattes tarafından ele geçirilmiştir. Bu saldırıda kent
büyük hasar görür. MÖ 6. Yüzyıl başlarında Smyrnalılar kısa sürede
kentlerindeki, tahribatın izlerini gidererek eski parlak günlerine dönerler.
MÖ 546'da olagelen
Pers saldırısı ile bu süreç sona erer.
Höyük
üzerinde en üst tabaka MÖ 4. Yüzyıla aittir. Burada evler ortada bir avlu
etrafına dizilmiş odalardan oluşurlar. MÖ 4.yüzyıl sonunda büyük bir nüfus
artışı sonucunda kent Pagos Dağı'nın (Kadifekale) eteklerine taşınır ve yeni
kent orada kurulur.
|